Serhat Doğan

Serhat Doğan

Mail: serhatjo@gmail.com

KRALDAN ÇOK KRALCILAR

Kralın biri taht odasında otururken, pencereden sesler gelmiş:

''Güzel elmalarım vaaaaaar!''

Bakmış, ihtiyar biri, at arabasında elma satıyor. Etrafında da müşteriler.

Kralın canı çekmiş ve vezirini çağırmış:

- Al sana beş altın, koş bana elma al.

Vezir yardımcısını çağırmış:

- Al sana dört altın, koş elma al.

Yardımcı saray sorumlusunu çağırmış:

- Al sana üç altın, koş elma al.

Saray sorumlusu muhafız komutanını çağırmış:

- Al sana iki altın, koş elma al.

Komutan nöbetçiyi çağırmış:

- Al sana bir altın, koş elma al.

Nöbetçi çıkmış ihtiyarı yakasından tutmuş ve:

- Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalara da el koyuyorum.

Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş:

- İşte şef, iyi dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma.

Komutan saray sorumlusuna dönmüş:

- İşte, iki altına bir çuval elma.

Saray sorumlusu yardımcıya dönmüş:

- İşte, üç altına bir torba elma.

Yardımcı Vezir efendiye dönmüş:

- İşte, dört altına yarım torba elma.

Vezir kralın huzuruna çıkmış:

- İşte kralım, emrettiğiniz gibi. Buyurun, beş elma.

Kral taht odasında otururken düşünüyor ve beyninde şimşekler çakıyor: ‘Beş elma, beş altın. Bir elma, bir altın.

Hikâye böyle. Aslı nedir bilen yok. Ama ilk okuduğumda devrimizin idari kadrolarına ne kadar çok benziyor diye içimden geçirmeden edemedim. Hani derler ya kraldan çok kralcı olanlar var diye. İşte bu da onun hikâyesi aslında.  İlk okuduğunuzda kralı masum onun emriyle iş yapanları ise zalim insanlar olarak anlayabilirsiniz. Ancak hikâyenin daha detaylı bir analizi yapıldığında aslında asıl suçlunun kral olduğunu anlayacaksınız. Yukarıdaki hikâye aslında Devlet dediğimiz sistemin gözümüzün önündeki tezahürüdür. En üstteki bireyle en alttaki birey arasında yaşanan iletişimin sadece hikâye edilmesidir.

Yukarıda söyledim, hikâyeye göre asıl suçlu aslında kraldır. Nedenini ise şöyle ifade edelim. Mesela elmalarına el konulan adam oldu da denk getirdi ve bir gün kralın huzuruna çıktı. Ona elmalarına muhafızlar tarafından el konulduğunu söyledi. Kral büyük ihtimal buna sebep olan kimse ona ceza kesecektir. Yani elmacının malına el koyan askerlere.

Yâda bir başka kişi krala durumu anlatsa, kral vezirine böyle bir suçlamayı yönelten kişiye ceza kesecektir. Ama aslında bu işin asıl sorumlusu kimdir?  sorusunu sormayacaktır çoğu zaman.  Peki, bütün bunların faturası neden vezire değil de asker ya da doğruyu söyleyen 3. Kişiye kesilir. Burada da insanın bir başka gerçeğini görmekteyiz.

“Suçlunun suçu ortaya çıkınca önce zayıf olanı yer”

. Bunu yaparlar ki asıl suçlular aşikâr olmasın. İşte kral bu yüzden suçludur. Elmacının malına el koyan askeri cezalandırır da buna sebep olan vezire ve silsileye dokunmaz. Kral adil olduğunu düşünür lakin hakikat şudur ki;

Vezir herkesi oynatmaktadır.”

Al bunu günümüze uyarla. Hikâyede yaşananlar farklı şekillerde devam etmektedir. Her kurumda, kuruluşta olan budur. Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali bir elma istiyor. Elma onlara gidiyor, lakin nasıl gittiğini hiçbir zaman bilmiyorlar. Öğrendiklerinde ise sadece kapının önündeki askere ceza kesiyorlar. Aradaki silsile yeni gelen kapıcıyı yine aynı şekilde kullanıyor.

Peki değişmez mi? Bizde sistem hiçbir zaman alttan yukarı değişmez. Yani kapıcıyı değiştirmekle düzen değişmez. Bizde değişim hep yukardan başlar. Vezirini öyle biri yapacaksın ki onun emrinde çalışanlar yukarıda anlatılan hikâyedeki duruma tenezzül bile edemeyecekler. İşte o zaman toplumun Devlete bakışı da değişir belki. Yoksa elması elinden alınan adam devleti hep 7 başlı ejderha gibi görmeye devam edecek.

Facebook Yorum

Yorum Yazın