• 06 Ağustos 2019, Salı 11:49
SerhatDoğan

Serhat Doğan

KENDİNİ KURTARAN KARINCA

Hani bir söz vardır “ Ameller niyetlere göredir”

İşte bu söz üzerinde düşünüyorum birkaç haftadır. Diyebilirsiniz ki “ bu mesele üzerinde düşünülür mü? ”

Gel gör ki kaybettiğimiz bir özelliğimiz olan düşünme yetimizi canlı tutmaya gayret sarf eden bir yapıya sahibim.

*             *             *             *            

İnsan’ın hayatı ifrat e tefrit kavramları arasında gidip gelmekte. Hayatındaki eylemlerde ya ifrat durumuna ya da tefrit durumuna düşüyor. Bu durum insanı yaradılışındaki temel anlayışın biraz dışına çıkarmaya yetiyor da artıyor bile. Şüphesiz ki İfrat edip aşırıya kaçmak da , tefrit’e dalıp büsbütün duyarsız ve hareketsiz kalmakta zararlıdır. İyi olan meselede İfrat anlaşılabilir ancak bu durum tefrit içinde geçerlidir. Mesela duygulu olmak duyarlı yaşamak insanca bir tavırdır. Kişiyi yaşadığı hayatta anlamlı bir bütünün parçası gibi yönlendirir. Ama aklı yok sayarcasına bir duygusallık hayatı hem kendisine hem de çevresindekilere zehir eder.

*             *             *             *            

Peki, insan vazifesini yürütürken üstlendiği görevlerde ifrat’a gitse, gittiği bu ifratta toplum yararı var ise yine zararı olur mu?

Buna verilecek cevap ise şöyle olmalıdır; Kâinatta her şey bir hesap ve plana göre gidiyor. İfrat dengeyi bozar, dengenin bozulduğu yerde düzensizlik baş gösterir. Vazife başında görev için diyerek de gidilen ifrat muhakkak zulümle sonuçlanır.Haksızlık ve zulüm nerede ne şekilde gelirse gelsin hakikat’in dışında iş yapmak demektir.  Zulmün büyüğü ya da küçüğü yoktur. Hangi niyetle işlenirse işlensin hangi yarar gözetilirse gözetilsin sonucu ya kapalı bir kuyuya çıkacaktır.

*             *             *             *

Hal böyleyken ameller niyetlere göredir demekte insanı sıkıntıya sokacaktır. Şüphesiz kişinin niyetindeki ihlas ve samimiyet kişinin yönünü belirleyecektir, lakin niyette ifrat amelde tefrit durumunun ortaya çıkmamasına azami gayret sarf etmek gerek. Yani çok iyi niyet gözeterek başlanılan bir iş amel kısmında duyarsızlaşırsa bu da kuyuya çıkartacaktır insanı. Hz. İbrahim kıssasında ki gibi bizim tarafımız karıncanın tarafı, niyetimiz bellidir gibi bir söylem üretecekseniz sizlere cevabım şu olacaktır;

Hz. İbrahim yanarken su taşıyan karınca’nın taşıdığı su İbrahim’i değil kendisini kurtaracaktır. O da biliyor taşıdığı suyun ateşi söndürmeyeceğini. Amacı kendini kurtarmak olanlar su taşımaya devam etsinler. Hz. İbrahim’i kurtaracak olan onun rabbine olan teslimiyeti ve ihlasıdır. Onun teslimiyeti bir kavmin teslimiyetine dönüşmüştü çünkü.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Görsel Değişikliği Nasıl Buldunuz

yukarı çık